intihar anımı sabote eden koca göbekli bando şefi. 


intihar oranın dünyada en yüksek olduğu bir ülkede yaşıyorum. henüz bir vakıayla canlı olarak karşılaşmadım. ama eğer karşılaşırsam intihara yeltenen kişiyi edip cansever’in şu hikayesiyle ikna etmeyi düşünüyorum; 

“genç bir kız tanımıştım. üstelik çok da güzeldi. işte o genç ve güzel kız bir sabah kalkıyor ve intihar etmeye karar veriyor. giyinip süsleniyor üstelik. ilaç dolabından iki tip nembutal alıp masanın üzerine boşaltıyor. tam o sırada bir bando-mızıka takımı geçiyor kapının önünden. genç kız içgüdüsel bir hareketle pencereye koşuyor. gözü bando şefinin göbeğine takılıyor nedense. çılgınlar gibi gülmeye başlıyor. sonra da… masanın üstündeki nembutal tabletlerini avuçlayıp konfetiler gibi savuruveriyor pencereden.”

Reklamlar

oradaydım ve cinayeti gördüm. 


tabancadan duman çıkmıştır şimdi.

biraz da barut kokusu odaya. 

o şimdi ne yapıyor şu anda. orada. o tek odalı evde. 

donmuş bir vaziyette duvara bakıyordur belki. oradaydım ve cinayeti gördüm. veya filmdeki kötü adam karakteri gibi bir kahkaha ile gülüyordur. 

hayır hayır. bir çocuk o. korktu. ellerini kulaklarına götürdü ve kurtarılmayı bekliyor.  

ne düşünüyor acaba. 

bir ceset yok ortada. 

ama silah ve barut. 

ne dediğimi anlıyormuş gibi yap. 


bu bloga anlamsız şeyler yazmak istiyorum artık.an-laşılmaya çalışmadan. 

tabancayı aldı ve ateş etti. tabancayı aldı ve ateş etti. tabancayı aldı ve ateş etti. tabancayı aldı ve ateş etti. tabancayı aldı ve ateş etti. 

oğuz atay, koca oğuz atay geçti bu dünyadan, anlıyor musun?

di herba koreyê de kurdekî bênav. 


herba koreyê sala 1950’ê destpêkir. 5 salan berdawam kir.

ew herba bû sedema gellek bûyerên xemgînî.

ji vê demê hetta îro li ser herba koreyê gellek pirtûk hatin nivisîn, gellek fîlm hatin çêkirin, gellek stran hatin gotin.

lê tew yek qasê wê strana ku bi zimanê kurdî hatiye gotin bi ma’ne û bi keser nebû.

meso xidirê min meso. 

mere xidirê min mere. kore ki dere dersim ki dere. mere.

li ser eskerekê dersimî ku tere herba kore hatiye gotin.

navê wî xidir bagana ye. tenê dikarî navê wî di nav listeya eskerên tirk ku di herba kore de şehit ketin de bibinî.

tenê ewkas.

ewkas bêxwedî.

koreya başûr her sal bi çalakiyan sipasiya xwe ji gelên ku vê demê alikarî ji koreya başûr re şandine re tişine; tirk, yewnan, hebeşî, amrikayî…. modu kamsahabnida* ( sipas ji we hemûyan re)

gava mirov nikare navê “kurd” li vêr bimine vê çaxê mirov baş fehm dike ku diya xidir rast gotiye. “kore kidere xidirê min.mere tû seba ke terî?”…

~~~

wêne: izzet kehribar, koreya başûr.

stran: “meso xidiremin”, https://youtube.com/watch?v=R2RApg4pxJA

failiyet meselesi üzerine.


bir insan öldüğünde suçun birine yüklenmesi gerekir.

hastalığı suçlayabilirsin. görevini layıkıyla yapmayan doktorları suçlayabilirsin. yetersiz sağlık hizmetlerini suçalaybilirsin.

savaşı suçlayabilirsin. savaştan sorumlu gerizekalıları suçlayabilirsin. savaşa katıldığı için 20lik gençleri suçlayabilirsin. düşmanı suçlayabilirsin. toplumun huzurunu kaçıran gizli güçleri suçlayabilirsin.

silah üreticilerini suçlayabilirsin. ideolojileri ya da karl marx’ı.

afetleri suçlayabilirsin. üzerimize afetler gönderen tanrıyı suçlayabilirsin. afetler için önlem almayan devlet büyüklerini suçlayabilirsin. o büyükleri seçen halkı suçlayabilirsin. kitap okumayacak kadar tembel olan, okuduğu tek şey seviyesiz haber siteleri (!) olan insanları suçlayabilirsin. seçim günü oy vermeyi unutan trakya’lı amcayı suçlayabilirsin.

kaderi suçlayabilirsin. ortadoğu’da dünyaya gelmeyi.

radio human acts – test


bir sokak radyosu. sokaktan rastgele birileriyle geçen diyaloglar. bazen tanıdığımız insanlar diyaloga katılıyor. ama farkında değiller. doğal herşey. hiçbir şey yapamazsak mikrofonu gayet gürültülü kapımızın önüne koyup sonra radyodan sokağımızı dinliyoruz. bir sokak köpeği gelip sağ ayağını kaldırıyor sonra mikrofonumuzun üzerine sıvı birşeyler döküyor. biz bunun ne olduğunu çözmeye çalışıyoruz. bir çeşit ses labaratuvarı.labavatuvarı. lab.

Bi Kurmancî Blog Nivîsin û Google Translate


Google Cinorek2

Google translate‘ê zimanê Kurmancî jî xist  nav zimanên xwe.

Ew ji bo kurdan serkeftinek mezîn e.

Hevidarim ku tesîra wê yê li ser kurdî nivisinê gellek zêde bibe.

Nûha şûnda her kurdek gava li ser internetê tiştek dinivîse qe ku nikare dive car caran bi alikariya google translate hinek tiştan bi kurdî jî binivîse.

Kurdi nivîsiya min baş ninû lê ez jî dixwazim êdî hêdî hêdî bloga cinorek bikim kurmancî. Ger di nav kesên cinorekê te’qib dikin yên kurmancî zanin hene, please alikariyê min bikin. Şiroveyên xwe kêm mekin. Xeletiyên min sererast bikin. Tike dikim.

Spas Google ji bo Translate Kurmanjî,

Spas Facebook ji bo Facebooka Kurmancî û Zazakî,

Spas Sputnik ji bo Sputnik Kurdî,

Spas Trt ji bo Trt Kurdî

Spas Oxford ji bo dersên Kurdî,

 

 

K-k-h: 6 (2016 yılı planlar)


Yılın ilk k-k-h güncesiyle merhaba.

Umarım önceki yılı dilediğinizce geçirmişsinizdir… Benim için durum idare eder. Not so bad, not so good. 2016 yılına da 2015 gibi Seul’de girildi…

Yeni yıl ile birlikte revize edilmiş planlar şu şekilde;

Her ay iki kitap okunacak.

»»Ocak 2016: 1- Haruki Murakam – Blind Willow Sleeping Woman & 2- Thomas Friedman – Lexus and the Olive Tree

»»Şubat 2016: 1- Blaine Harden – Escape from Camp 14 & 2 – ?)

Her hafta en az yeni bir insan ile tanışılacak, hikayesi dinlenilecek. Bu kişi mümkün olduğunca farklı kesimlerden seçilecek.

»» Bu haftaki (Ocak 1. Hafta) konuğumuz, Austen. Amerikalı bir asker. Benden 3 yaş daha genç. Geçici bir süre için Seul’de. Hikayesinin ilginç yanı İslam’a ve Arapçaya olan ilgisi. Muhtemelen eşinin Mısır’lı olmasının bunda payı fazladır. Çantasında küçük bir Kur’an-ı Kerim taşıyor. Sahi ben hiç çantamda taşıyacak kadar kutsal kitabıma bu kadar yakın oldum mu?

Her 2 yılda yeni bir dil öğrenilecek. İlerleyen yıllarda bu süre önce 5 yıla daha sonra ise 10 yıla indirgenecek. En sonunda ise sıfırlama işlemi ile eldekiler teslim edilecek.

»»2016 yılını da 2015 gibi Koreceye ayırıyoruz. Zor kısmı aşıldı. Küçük bir eforla süreç tamamlanabilir…

»»2017 yılı için dil arayışına girilecek….

….

Anın özeti:

Kitap: Haruki Murakami’nin Blind Willow Sleeping Woman adlı öykü kitabı çok etkileyici. Murakami okumaya başlamak için ideal.

Müzik veya Animasyon veya Tarih veya Kültür:

Kharname… Eşek üzerine Farsça bir çalışma… Çok beğendim.

Tu yî ki Ademî, eşrefê alemî,
Ey bê terbiyeti…
(Kerê Mele Nesreddîn)

 

K-k-h: 5 (Gece Yarısı Sokaktan Gelen Konuşma Sesleri)


Yeni taşındığın bir eve nasıl uyum sağlıyorsun.

Gece yarısı karanlığında, kafanı yeni evinin pencereden dışarı çıkarıp okkalı bir küfür savurduğun oldu mu?

Mesele;

Çok güzel bir ev buluyorsun. Veya bulduğunu zannediyorsun. Fiyat uygun. Manzara güzel. Komşular cana zararsız. Ama öngöremediğin bir detay. Sadece geceleri farkediliyor. Sen de taşındığın ilk gece bunun farkına varıyorsun:

Yola konmuş bir tümsek. Daha teknik terimle bir hız kasisi.

Yokuş aşağı inen arabaların hızlarını düşürmek için konmuş evin önüne. Her gece ani çığlık atan araç sesleri. İrkilerek uyanıyorsun. Bu böyle devam edip gidiyor. Hayatında önemli bir yer almaya başlıyor.

Sonra evine gelen misafirlerine her seferinde o tümsekten bahsediyorsun. Hayatındaki yeri bir dev yatağı oluyor…

Hasan’ın yeni taşındığı evinin önünde bir tümsek varmış. Geceleri arabalar çok ani fren yapıyormuş. Ondan bahsediyor.

Ben de o ani sesleri kaydetmesini söylüyorum. Ani fren sesleri remixi. Biraz ürkütücü olabilir ama etkili bir çalışma olur. Sonra müzik olur belki.

Müzik demişken. Sevdiğim Kore müzikleri çoğalmaya başladı. Kim Kwang-seok diye birinden bahsetmiştim. Eğer henüz dinlemediysen bak lütfen (burada)

Sonra Çığlık‘ın arka planında konuşan insanlar varmış, gördün mü?

“Ölümden korkuyor musun”, diye soruyormuş.

Sahi;

Ölümden korkuyor musun?

 

 

Ağıdını Arayan Adam; Kim Kwang-seok


Bu hafta daha önce yaşadığım bir duyguyu tekrar aynı dozda yaşadım. Daha öncekini sana da bahsetmiştim. Konu Karwan Osman diye bir Kürt şarkıcıydı. Saddam’ın hapishanelerinde sesi solan bir insan. (Unuttuysan buradan tekrar bakabilirsin).

Bu sefer Güney Kore’den. Geçen hafta Güney Kore’nin iki şehri arasında arabayla giderken radyoyu karıştırıyordum. Tuhaf bir sese denk geldim. Kore şarkılarını nadiren seviyorum. Ama bu çok etkileyiciydi. Hafif bir mızıka sesi gitarla buluşuyordu. Ve şarkıcı İrona İrona (Uyan, Uyan!) diyordu. Radyo şarkıyı söyleyenin ismini söylemedi. Belki de şarkının başında söyledi de ben kaçırdım. Şarkıdan aklımda kalan sözleriyle arkadaşlarıma sorarak o sesi buldum:

Kim Kwang-seok. Ve şarkı. “Uyan”

1996 yılında henüz 32 yaşında intihar etmiş bir şarkıcı. Başka şarkılarına da baktım… Hep aynı his… Yitik bir ses.

K-k-h: 4 (Beni Ayakta Gömün)


Merhaba sevgili okur. Nasılsın, oldukça tasasız bir hayat sürüyorsun, öyle değil mi. Yoğun duygular yaşıyorsun bazen, sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorsun.

518+vjHgFJL._SY344_BO1,204,203,200_Topluma karışamıyorum sevgili okur. Bazı sıkıntılar var. Duvarlar var. Aşamıyorum.

Sana anlatıyorum. Ama kahrolası senin hakkında da bir fikrim yok. Yine de tüm gevezeliğimi sana kusmaya devam.

Anın özetine geçeyim. Bahsedeceğim şeyler var. Belki ilgini çeker:

Siyaset: Bundan konuşalım ilk olarak. Yunanistan’da kriz var. Türkiye bir büyük ülke olamadığı için sahip çıkmıyor bu köklü medeniyete. Milliyetçi refleks gösteririyor. Aslında milliyetçi olduğunu zannedip ahmaklık yapıyor. 3. sınıf bir Afrika ülkesindeki bir milliyetçilik gibi. Halbuki bayrağımız ve mimarimiz dahil birçok şeyimiz Yunan medeniyetinden ödünç. Hilal&Yıldız; Konstantin bayrağı. Sembolik mimarimiz büyük ölçüde Ayasofya’dan esinlenilmiş. Bizans’tan yani. Kahpe Bizans, Hain Yunan demek ile milliyetçilik olmaz. Sokakta Çinli diye çekik gözlü avına çıkmakla olmadığı gibi.

Kitap; Balkan çingeneleri hakkında şahane bir eser: “Beni Ayakta Gömün: Çingeneler ve Yolculukları”. 90’lı yıllarda Balkan Çingeleri arasında dolaşan Amerikalı bir kadının leziz notları. Kitapta ara ara bahsedilen Çingenece kelimeler, Çingene dilindeki Hint-İranî kelimelerin çokluğu ilgi uyandırıcı. Mesela daj (day diye telaffuz edilir) anne demektir. Kürtçe’nin Kurmancî şivesinde de aynıdır. Dayê der Kürtler.

Müzik; İran müziğini hiçbir şeye değişmem. Her ülkeden bir şey seçmem gerekse İran’dan muhtemelen müziği seçerdim. Veya Farsça’ya dair herşey olsun. Hayır, İran’ı siyaseti hariç (Özellikle Kürtlere karşı dışlayıcı politikası) komple alayım. 🙂

Gogosh dinleyelim bugün. Çok kıymet verdiğim blogger arkadaşım Şehribanu‘nun paylaşımı.

Seyahat; Seyahatya‘da bir tekkeden bahsettik. Bosna Hersek’teki bir mistik tekke; Blagaj. Bektaşiliğe, Kadiri ve Nakşibendîliğe ev sahipliği yapmış. Eğer bir gün yolun Bosna Hersek’e düşerse görmelisin. Mostar’a 12 km uzaklıkta.

Ziwanê Ma; Ger welatek min ê azad jî hebûya ez ê mirovî dewlemendterîn bûya. Lê ne mimkin e. Xûyaye ku hetta wextek dîn ê direj em ê istû xwer biminin.

K-k-h: 3


Hayat: Güney Kore’de Mers salgını var. Zaten tabiatı gereği ürkek olan Kore insanı durumdan endişeli. Metrolarda insanların yarısı maskeli. Öksürsen önünde oturulacak yerlerin hepsi boşalacak gibi.

Seyahat: Seyahatya’da baharatlardan bahsettik. Kıtadan kıtaya baharatların yolculukları. Faydaları ve kısa hikayeleri. İşte İnsanı Seyahat Etmeye Teşvik Eden 10 Baharat.

Endişe: Ortadoğu hakkındaki umutsuzluğumuz büyüyor. Umuda dair bir iki laf edecek birilerini arıyorum.

Başarı: Aylak zamnlarımın birinde çektiğim fotoğraflardan birisi Seul’deki bir sergide sergilenmeye hak kazanmış (buradan).
Gwangjang Traditional Market

Xoş Kelam: Kengî bi zimanê xwe: lirîkên henek klamên  kurdî pir xweşin. Wusa xweşin ku gava bi tenê diminim yanjî diçim serê çiyayê ku bigerim, her tim peyvê an klamana dibejim. Misal ke:

Ez ji xew rabûm, gulfiroşek dî,

Pir gelek şa bûm, gul bi dil didî

Müzik: Kurd Shepherdyane ku şiwanê kurd.
g.gurdjieff û t.de hartmann li ser kurdan bi temamî 5 beste çêkirine. yek ji wan jî kurd shepherd e.

Boy wey li vêr binêre: Kurd Shepherd Melody. Gûhdarî xweş.

Biminin der silametî de…

Xoda Hafîz.

Takip Ediliyoruz Olric, Dikkat Etmeliyiz.


Sen de farkettin mi, arada birileri bizi ziyaret etmeye geliyor. Kimisi ailemizden. Çoğu ise meçhul.

Şimdiye kadar bir kuralımız olmadı.  – Neden yok.

Bunun üzerine konuşmalıyız.

İnsanlardan kaçıyor muyuz, kaçmalı mıyız.

Buna da karar verelim.

Cümlelerimize dikkat edelim. Gerekiyorsa devrik cümle kurmayalım.

Hafiz-i Şirazî, Dostoyevski ve Babam


Birkaç yıl önce, henüz İstanbul’da yaşarken Saadettin Ökten’in bir seminerine katılmıştım. Hoca şunun gibi birşeyler söylemişti;

Bir Alman veya Fransız veya Rus; “Dostoyevski okumam, Beethoven dinlemem, Van Gogh tablosuna bakmam” der mi? Demez. Üstte denizin dalgaları gibi köpürür, savaşırlar ama alttan ortak bir zemin vardır. İslam dünyasında biz bunu kaybettik. Soruyorum insanlara “Şirazlı Hafız kimdir, sever misiniz?” diye. Hiç duymayan var, “hangi camimin imamıdır” diyen var…

Saadettin Hoca’nın bu ifadesiyle, derinlemesine bir yaranın ısrarla bıçaklanması gibi resmettiği üzere; medeniyetimizin ‘ortak değer’ algısının gitgide zayıfladığı bir dönemde, en ortak değerlerimiznden biri olarak sayabileceğimiz Hafız-ı Şirazi’yi yine, yeniden, tekrar tekrar hatırlamakta, bereket ve umut vardır.

Dertli Dengej Muhsin Namcu’dan gelsin o halde;
Nefis bir HAFIZ GAZELİ; ZOLF BAR BAAD!

Başka bir dilde söylemiyor, bu coğrafyanın nefesiyle üflüyor kederini sadece, derinlemesine kulak ver sadece, zolf bar-bad, zülüflerini, saçlarını savurma, berbat etme beni, berbat etme ruhumu!

Zülüf berbat!

Bu mevzuda babamın payına düşen kısmı ise kendim de tam olarak anlayamadım. Ama galiba o da bu mesajı derinlemesine hak ediyor.  Birisinin babamın karşısına çıkıp çekinmeden bir eleştiri yapması lazım.

 

Ödleğin Teki Olmasaydım


Hani bayıldığım bir yazar var.

Sana bahsetmemiş de olabilirim.

Etgar Keret.

Bir İsrail’li. Bir Yahudi.

Öteki birçoğu gibi. Kafka gibi.

İşte o yazara arada sırada bayılıyorum.

Kısa öyküler yazar. Birkaç cümleye destansı bir aşkı sığdırır. Aynı zamanda birkaç satırda intiharın kıyısında bir yürüyeşe de çıkartır.

Genellike dışarda, şurda burda okuyorum. Bazı öykülerini 5-10 kez okuduğum da olmuştur. En son yine bir öyküsünü okurken aşağıdaki satırlar geçti. Kafamı kitaptan kaldırdım. Bir Uzakdoğu ülkesinde, trendeyim. Ray sesleri var sadece. Bir de insana intiharı hatırlatan çekik gözlü insanlar.

Hiçbir şeyin anlamı yok, hiçbir şeyin. Bilirsin, bazen bir yere gidersin ve kendine, neden buradayım, diye sorarsın. Ben sürekli böyle hissediyorum. Bir an önce gitmek istiyorum. Bulunduğum yerden başka bir yere. Hiç bitmiyor. Yemin ediyorum, ödleğin teki olmasaydım kendimi çoktan öldürmüştüm. 

dennis_freeze_frame_3

Ön Elemelerin Gerçek Galibi, “Buzdolabının Üstündeki Kız”

%d blogcu bunu beğendi: